Anasayfa Yonetim Kurulu Üye Örgütler Hakkımızda İletişim
   

Haberler
Haklarımız
Duyurular
Basında Töfed
Çalışmalar
ANKET (06.02.2009 )
Kredi kartlarının faizleri şu an sizce yüksek mi?
Normal
Yüksek
İdare eder
İlgilenmiyorum

Haberler

Hak Arama Sürecinde Yaşanan Sorunlar.(2012 RAPOR)

GİRİŞ
Geçmiş yıllarda olduğu gibi, 2012 yılında da ülkemizde yeni toplumsal ihtiyaçların ortaya çıkması, var olanların artması ya da değişim göstermesi ve mevzuattan kaynaklı nedenler yanında, hak ihlallerinin boyut kazanarak devam etmesi, hak arama mücadelesinde daha etkili ve yoğun emek harcamayı zorunlu ve gerekli kılmaktadır.
Üyesi olan tüketici örgütlerinin uzun soluklu mücadele deneyimleri ışığında çalışmalar yürüten Tüketici Örgütleri Federasyonunun (TÖF) hak arama mücadelesinin öncü ve itici gücü olarak, ülkemizde tüketici haklarının geliştirilmesinde, Yasaya ve hukuka karşı uygulamaların ortadan kaldırılmasında, Tüketici yurttaşların mağduriyetlerinin önlenmesine yönelik başta mevzuat çalışmaları olmak üzere, konunun aktörlerine yönelik çalışmalarıyla ve üye örgütlerinin yoğun çabalarıyla Tüketici bilincinin gelişmesinde, Toplumsal hak arama kültürünün oluşumu ve gelişiminde üstlendiği görev ve sorumluluklarının bilincindedir.
Tüketicinin temel ihtiyaçlarına geçmiş yıllarda olduğu gibi 2012 yılında da, başta doğalgaz ve benzin ve diğer akaryakıt ürünleri olmak üzere yüksek oranlarda yapılan ZAMLAR ile adil vergi toplamak yerine, her yıl artırılan dolaylı vergiler ve tüketim maddelerine yapılan yüksek oranlı zamlarla yükü tüketici yurttaşa yükleyen kamu otoritesinin uygulamalarıyla, Telekomünikasyon. Bankacılık, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO), Gıda, Sigortacılık, Turizm ve diğer sektörlerde yaşanan, ayıplı mal ve hizmetler, haksız sözleşme şartları, satış sonrası hizmetlere ilişkin yetersiz mevzuat ve yasa hukuk tanımaz haksız uygulamalar devam etmektedir.
2012 yılında da, İhracatta Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdığımız belirtilirken, yine Cumhuriyet tarihinin en büyük cari açığını yaşadığımız bu dönemde ithalatın büyüklüğünden bahsedilmemiştir.
Enflasyonu baskılamak adına, üretimi ve ithalatı artırarak piyasadaki mal arzını tüketim ihtiyacının üzerine çıkararak bu yolla da dış borcun artırılması, Dünya ekonomik krizine yaklaşmak anlamını da çıkarmamıza neden olmaktadır.
Tüketici haklarında yaşanan yasaya ve hukuka aykırı haksız uygulamalara baktığımızda;
2012 yılında tüketici yurttaşların mağduriyetlerine ve yoğun sorunlar yaşamasına yol açan konuları başında ayıplı mal ve hizmetlerden kaynaklı sorunların yoğun biçimde ön plana çıktığını görebiliyoruz. Ticari işletme yetkilileri ve çalışanlarının satıcı ve hizmet veren olduğu gibi, tüketici olarak da sorumluluklarını öncelikli olarak yerine getirmeleri gerekliliği olmasına karşın, çoğu zaman bu sorumlulukların yerine getirilmemesi nedeniyle de sorunlar daha da artmaktadır. Mal ve hizmet piyasaları, Kanun gereği ortak sorumluluklarından hareketle, tüketici memnuniyetini ilke edinerek ve sorumlu davranarak çözüme yönelmeleri öncelikli olmalıdır.
Bu nedenle de başta tüketicinin korunması hakkındaki kanun olmak üzere, ilintili kanunların bilinmesi ve uygulanması için kurum ve kuruluşların meslek içi eğitimleri hayata geçirilmemiştir.
Kamu otoritesinin kanunun uygulanmasına yönelik görevlerini eksiksiz yapması ve sürece ilişkin katkılarını devam ettirmesi bu süreçte yeterli olamamıştır.
Genel olarak yürürlüğe girdiği Eylül/1995 yılından bu yana Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun işleyişinde ve tüketicilerin yaşadıkları uyuşmazlıklardan kaynaklı sorunlara ilişkin geçen 17 yılı aşan süreçte gelinen noktaya baktığımızda gelişmelerin olması gereken noktada olmadığı açıktır. Kamu otoritesi, Anayasanın 172. maddesi ile Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun amaç maddesinde belirtilen gönüllü tüketici örgütlenmelerinin desteklenmesine yönelik sorumluluklarını ve görevlerini yerine getirmemişlerdir.




2008 yılından bu yana çıkarılması beklenen Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunda değişiklikler içeren tasarı taslağı 2012 yılında yeniden kamuoyu görüşüne açılmasına rağmen, Tüketici örgütleri konuyla ilgili görüşlerini geçmişte olduğu gibi bu tasarı taslağına yeterince yansıtma olanağı bulamamıştır. Kamu otoritesi bu yaklaşımıyla kanun tasarı taslağında tüketicilerin ihtiyaç ve talepleri ile ülke gerçeklerini göz ardı etmiştir. Gümrük ve Ticaret Bakanının TBMM ne verilen bir soru önergesine verdiği yanıtta belirttiği üzere Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun tasarı taslağı 2012 yılı bitmeden Başbakanlığa gönderilmemiştir.

Ticaret kesiminin çalışmalarına ilişkin gerekli düzenlemeleri yapmak, faaliyetlerinin sürdürülmesine ilişkin önlemleri almak, gümrük işlemlerini yürütmek ve bu kesimlere gerekli kolaylıkları sağlamak gibi görevleri olan Gümrük ve Ticaret Bakanlığının Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında, kanunun uygulanmasında tüketiciyi korumakla yetkili olmasının, başlangıçtan günümüze objektif bir yaklaşım bir uygulama olmadığı gerçeğini bugün bir kez daha ortaya koymaktadır.
Bu durum güçlü yanı oluşturan ticaret kesimi karşısında, zayıf yanı oluşturan tüketicinin haklarının gelişim sürecini olumsuz etkilemektedir.
Bu nedenle de mal ve hizmet piyasalarının haksız ve hukuksuz uygulamaları hissedilir ölçekte artmıştır.
Almanya Federal Tüketici Bakanlığı örneğinde olduğu gibi, ülkemizde de tüketicinin korunması konusuna objektif bir bakış açısıyla yaklaşılarak, konunun özü gereği ülke gerçekleri ile tüketici ihtiyaçlarını öncelikli olarak tespit edecek, tüketicinin haklarına ilişkin düzenlemeleri gerçek anlamda somut bir biçimde yapacak ve yürütecek bir idari yapının kurulması ve bu idari yapının da nihai olarak TÜKETİCİ BAKANLIĞI kurulması gerekliliği vardır.
Bu sürecin sağlıklı işleyebilmesi için de konuyla ilgili yeniden yapılandırma süreci yaşama geçirilmeli ve zaman geçirilmeden gerekli yasal düzenlemeler yapılarak T.C Başbakanına bağlı “TÜKETİCİ MÜSTEŞARLIĞI” kurulması öncelikli ihtiyaç olarak devam etmektedir.
Fuat Engin


YAŞANAN SÜREÇ
Dünyada ve ülkemizde tüketim faaliyetlerinin, üretim ilişkilerinin bir sonucu olması ile genel ekonomik faaliyetlerin yıl itibariyle sonuçlarının üretim/tüketim ilişkisini belirlemesi açısından oldukça önemlidir.
Bu nedenle de genel ekonomik faaliyetlerin sonuçlarına bakmadan, üretim tüketim ilişki sürecinde yaşanan tüketici sorunlarını değerlendirmenin yeterli olmayacağı da açıktır.
Ülkemizde ilk olarak 08.09.1995 tarihinde yürürlüğe giren Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun (TKHK), Mart/2003 tarihinde yenilenerek, “kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemleri almak ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemiştir.”
TKHK da son değişikliklerden (2003) bu yana geçen yaklaşık 10 yılı bulan süre içerisinde gerek yasanın uygulanmasından dolayı ortaya çıkan ihtiyaçlar, gerekse ihlal ve istismarlardan kaynaklı yaşanan sorunların giderilmesine yönelik yeni bir tüketici kanunu talebi karşısında, tüketici mevzuatında öngörülen değişiklikler gerçekleştirilememiştir. 4 yıl hazırlık ve bekleme sürecinden sonra Kadük olan Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun tasarı taslağında, çok büyük ölçüde Avrupa Birliği direktiflerinde yer alan hükümlere yer verildiği, ülke gerçekleri ve tüketici ihtiyaç taleplerinin yeterince dikkate alınmadığı tasarı taslağında ortaya çıkmıştır.
2011 yılında tüketicinin korunması hakkındaki kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin yeniden başlatılan çalışmalarla 96 kuruluştan görüş ve istendiği belirtilmiş ancak başta tüketici örgütleri olmak üzere
birçok kuruluştan bir ay içerisinde (30.09.2012 tarihine kadar) görüşlerin iletilmesi istenirken, başta bankalar birliği olmak üzere bazı kuruluşlara 6 ay süre tanınması (Şubat/2013) dikkat çekici olmuştur.
Sayın bakanın TBMM de bir soru önergesine verdiği yanıtta 2012 yılı sonu itibariyle Başbakanlığa sevk edileceğinin belirtilmesine karşın 31.12.2012 tarihi itibariyle gerçekleştirilmemiştir.
Daha önceki yıllarda olduğu gibi, 2012 AB ilerleme raporu Fasıl 28, Tüketicinin ve Sağlığın Korunmasına yönelik tespitlerde, Tüketicinin korunması alanında sınırlı ilerleme kaydedildiği, Tüketici hareketinin zayıf kalmaya devam ettiği, Tüketici STK’larının politika oluşturulması ve yasal düzenleme yapılması faaliyetlerine aktif katılımlarının sağlanması için yapıcı ve düzenli bir diyalog mekanizması geliştirilmesine ihtiyaç duyulduğu ve İstişari nitelikteki yıllık Tüketici Konseyi Rapor döneminde toplanmadığından alınan önceki kararlara ilişkin bir takip yapılamadığı belirtilmiştir.
Ürün güvenliğine ilişkin konularda sınırlı ilerleme kaydedildiğine vurgu yapılarak, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bünyesinde Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğünün kurulmasından sonra, tüketicinin korunması alanında uzman yardımcısı istihdam edilerek idari kapasite geliştirildiği belirtilmiştir.
AB gereklilikleri ile uyumlu bir tüketicinin korunması mevzuatı taslak çalışmasının devam etmesi için akademisyen ve kamu görevlilerinden oluşan bir komisyon kurulduğu, ancak, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun henüz kabul edilmediği, uygulamaya ilişkin olarak, tüketici mevzuatının yasal yorumlamasının daha tutarlı ve daha kaliteli bir biçimde yapılması da dahil olmak üzere, tüketici mahkemelerinin ve hakem heyetlerinin kapasitelerinin daha fazla geliştirilmesi gerekliliği ifade edilmiştir. Tüketici mahkemesi kararlarına erişilemediği ve Tüketici şikâyetlerine ilişkin herhangi bir istatistiki verinin mevcut olmadığı tespiti de yapılmıştır.

2012 Yılı Hak Arama Sürecinde Yaşanan Tüketici Sorunları;
Tüketicilerin tüketim faaliyetlerinde yaşanan sorunlara yönelik tepkilerinin ortaya çıkan etkenlere göre değişiklik gösterdiği, başta reklam ve tanıtımlar olmak üzere dışsal etkileyicilerin satın alma kararlarında önemli rol oynadığı somut bir biçimde ortadadır.
Tüketici mevzuatına ilişkin düzenlemelerin hayata geçirilememesinin işleyişte çok önemli sorunlar yaratmasının yanında, Tüketicinin korunmasına yönelik girişimlerin öneminin ilgili kesimlerce yeterince anlaşılmamaya devam edilmesi yanında, tüketici olarak büyük çoğunluğun yeterli bilinç düzeyine sahip olmaması ya da yüzeysel bilgilere sahip olmasından kaynaklı olduğu sonucuna varmak mümkündür.

Tüm bu nedenlerle, ülkemizde tüketicilerin, hakları konusunda yeterince bilgi sahibi olabilmeleri için, tüketicinin korunmasına yönelik yasal düzenlemelerin güne ilişkin bir an önce geliştirilerek uygulamaya konulması yanında tüketici bilincinin artırılmasına yönelik faaliyetlere ağırlık verilmesi gerekmektedir.
*Ülkemizde yasaların yeterince bilinmemesinin mal ve hizmet piyasaları tarafından fırsatçılığa dönüştürülmesi ve kanunların uygulanmaması nedeniyle ortaya çıkan ihlal ve istismarlardan kaynaklı yaşanan sorunlar.
*Mevzuatın içeriğinin ihtiyaçlara yanıt vermemesinden kaynaklı sorunlar.
*Kanunun işleyişinden ve uygulamalardan kaynaklı ortaya çıkan sorunlar.
*Ticari işletmelerin tek yanlı uygulamalarından kaynaklı sorunlar.
*Kamu ya da kamu kurumu niteliğindeki kuruluşlarının uygulamaları, yaklaşımlarından ya da görevlerini yeterince ifa etmemekten kaynaklı ortaya çıkan sorunlar.
Tüketici yurttaşların yanlış yönlendirilmeleri, bilgilendirilmemeleri, fiş, fatura, garanti belgesi verilmemesi, servis fişi düzenlenmemesi, düzenlenen servis fişlerinin, sözleşmelerin üzerine tarih yazılmaması ya da farklı tarih yazılması ile gerekçesiz ve belli bir süre içinde cayma hakkı olan konularda ortaya çıkan hukuk dışı uygulamalar hak arama sürecine olumsuz etkiler yapmaktadır. Etiket, fiyat listesi ve tarifelerle ilgili yasa hükümlerinin zorunlu kıldığı bilgilerin yer almaması önemli sorunlar yaşanmasına neden olmaktadır.
Önceki yıllarda olduğu gibi, 2012 yılında da, hızlı ve kolay alışveriş olanağı sağlayan e-ticareti tercih edenlerin her geçen gün arttığı, 2011 yılında önceki yıla göre e-ticarette yüzde 57 oranında olan artış oranı, 2012 yılında aşıldığı, bu artış oranındaki hızla, genel ticaret içinde önemli bir pay oranını yakalayacağını göstermiş oldu. Geçtiğimiz yıl internet üzerinden en fazla telekomünikasyon, havayolları ve elektronik eşya sektörlerine yönelik e-ticaret işlemi yapıldı. Mesafeli satışlarda, Telefon ve internet yoluyla yapılan satışlarda olağanüstü düzeyde artan aldatıcı satış yöntemleri 2012 yılına damgasını vurmuştur. Tüketicilerin özellikle de, sosyal medyada yayınlanan reklamlarla “fırsat ürünü” gibi adlar altında tuzağa düşürülerek dolandırılmaları sonucu yoğun mağduriyetler yaşanmıştır. Kanun kapsamında bulunan eksiklikler, (ulaşım+kargo+taşımacılık) yorum farkından çıkan ve hak kayıplarına neden olan yargı kararları, (eser/istisnai sözleşmeler) 2012 yılında da, önceki yıllarda olduğu gibi kanunun uygulamada yarattığı önemli sorunlardan olmuştur.
Ayrıca indirimli kampanyalı satışlarla ilgili bir düzenleme olmaması nedeniyle keyfi yapılan indirimli kampanyalı satış uygulamalarıyla tüketiciler önemli ölçüde ekonomik zararlara uğratmakta ve mağduriyetlere neden olmaktadır.
Ayıplı mal ya da hizmetten kaynaklı uyuşmazlıklar karşısında, hak aramak isteyen tüketiciye “ne yapayım ben satıcıyım git hakkını üreticide, ithalatçı da ara” denilerek sorunu çözen değil yaratan taraf olmaktadırlar. Oysa kanun gereği ortak/müşterek sorumluluklarından hareketle, duyarlı ve tüketici memnuniyetini ilke edinen yaklaşımla çözüme yönelmeli ve çözümün bir parçası olmalıdırlar.
TKHK kapsamında tüketici haklarına yönelik 2012 yılında işleyen süreçte yaşanan, uyuşmazlıklarda ayıplı mal ve hizmetlerin öncelikli ve ağırlıklı olarak ortaya çıktığı görülmektedir.

2012 yılında ayıplı mallarla ilgili yaşananlara baktığımızda,
a)- Cep telefonu,
b)- Bilgisayar,
c)- Elektronik eşya,
d)- Ayakkabı+Giyim Eşyası,
e)- Mobilya,
f)- Otomobil,
g)- Taksitli+Kampanyalı satışları,
ğ)- Kapıdan ürün+kitap gibi satılan ürünlerle ilgili ağırlıklı olarak sorunlar yaşandığı görülmektedir.
2012 yılında satış yöntemleri içinde, artış hızı açısından mesafeli satışlardan kaynaklı yaşanan sorun ve uyuşmazlıklar çok büyük artış göstermiştir.
Ayıplı mallarla ilgili tüketiciye sunulan satış sonrası hizmetlerde yedek parça stokunun bulunmaması, nedeniyle tamirde 20 iş gününün aşılması, fiş/fatura tarihinden itibaren ilk 30 gün içinde ortaya çıkan ayıplar nedeniyle tüketiciye seçimlik haklarının kullandırılmaması ve ilk 10 gün içinde tamiri tamamlanmayan ürünle ilgili tüketicinin geçici kullanımı için emsal bir ürünün verilmemesi gibi satış sonrası hizmet ayıplarının yaygın olarak yaşandığı Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerine ve Tüketici Örgütleri Federasyonu üye örgütlerine yapılan tüketici başvurularından anlaşılmaktadır.
Özellikle de cep telefonu, bilgisayar ve elektronik eşyaların ayıplarına ilişkin yetkili servislerde “sıvı teması var, kullanıcı hatası gibi bahaneler öne sürülerek ve garanti dışı” ürün denilerek tüketicilerden ücret talep edilmesi çok yaygın karşılaşılan haksız durumlardandır.
Hukuki süreçte çok sayıda bilirkişi incelemesinden, sıvı temasının yetkili servis elemanlarınca gerçekleştirildiği çok kez tespit edildiği gibi kullanıcı hatası iddialarının doğru olmadığı bilirkişi raporlarıyla kanıtlanmıştır.

Ayıplı hizmetlerden kaynaklı sorunların, ağırlıklı olarak değişik sektörlerin tüketicilerle imzaladıkları standart sözleşmelerden kaynaklandığını yaygın olarak tespit edebiliyoruz.
Bankacılık Telekomünikasyon hizmetlerinde yaşanan sorunlar geçmiş yıllarda olduğu gibi 2012 yılında da ilk iki sırayı almışlardır. Her iki konu başlığına ilişkin yaşanan süreci önümüzdeki günlerde ayrı raporlarda açıklayacağımızdan bu raporumuzda tüketici kanunu kapsamındaki konuları kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.

2012 yılında ayıplı hizmetlerle ilgili yaşananlara baktığımızda ise,
a)- Satış sonrası hizmetler,
b)- Eğitim/dil Kursları,
c)- Turizm sektörü, (paket tur)
d)- Devre tatil,
e)- Etiket, tarife ve fiyat listeleri,
f)- Sigorta hizmetleri,
g)- Güzellik ve sağlık merkezleri,
ğ)- Yapılan alışverişlerde kredi kartından komisyon alınması gibi konularda ağırlıklı olarak sorunlar karşımıza çıkmıştır.
Yapılan araştırmalar, Dünya da tüketici memnuniyetini ilke edinerek sorun yerine çözümün parçası olan firmaların büyüme hızlarının oldukça yüksek olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır.
Tüketici Hukukunun uygulama sürecinde, tüketici sorunları hakem heyetlerinin işleyişi ve uygulamalarından kaynaklı sorunlar ile yargılamalarda basit usulde bir yöntem belirlenmiş olmasına karşın, tüketici mahkemelerinde dava açılmasının ücrete tabii olması ile davaların çok uzun sürmesi tüketici yurttaşlar açısından caydırıcı olmaktadır. “Geciken adalet, gerçek adalet değildir” yaklaşımıyla tüketiciler hak arasam da nasıl olsa sonuç alamıyorum diyerek, hak aramadan vazgeçmektedirler.
2012 yılında da gerek İdari gerekse tüketici mahkemelerinde açılan davaların uzun sürmesinin en önemli nedenlerinden biri mevzuattan kaynaklı sorunlar yaşanması bir diğeri de tüketici mahkemelerinin sayısının yetersiz olması ve Büyükşehirle dışında Tüketici Mahkemelerinin hala kurulmamış olmasıdır.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 120. maddesi gereğince dava açılırken gider avansının tüketiciler tarafından da ödenmesi konusudur. Bir tüketici önce 12,00-18,00 TL ödeyerek dava açabilirken, sonra, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi Hakkında Tebliğle belirlenen tutarlarda (150,00 ila 450,00 TL) ödemek zorunda kalmaktadırlar. Bu uygulamayla da parası olmayan tüketicinin dava açmasının önü büyük ölçüde kesilmiştir. Tüm bu durumlar karşısında çoğu zaman tüketiciler hak aramaktan vazgeçtiğinden hak arama süreci de işlevsiz kalmaktadır.

Zamlar, Dolaylı Vergiler ve Haksız uygulamalar. 2012 yılında Tüketicinin temel ihtiyaçlarına yapılan zamlar, tüketicinin ekonomik çıkarlarını oldukça etkilemiş. Temel ihtiyaçlarını karşılamalarında çok önemli sıkıntıların ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Mal ve hizmetlerden kaynaklı ayıpların yanı sıra fiyatlarındaki artışlar ile dünyanın en yükseği olarak uygulanan dolaylı vergiler tüketicilerin canını yakmaya devam ederken, akaryakıt, doğalgaz, elektrik vd. zamlar tüketici yaşamının tüm alanlarına yansımış olup, tüketici yaşamına yönelik zorlukları da önemini korumaktadır. Avrupa Birliği ülkelerinde telekomünikasyon hizmetleri ortalama yüzde 17 olan dolaylı vergiler ülkemizde yüzde 65 in üzerinde uygulanmaktadır.
Yine, Avrupa Birliği ülkelerinde, ortalama yüzde 35 olan, dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payı, Türkiye de yüzde 68 civarında olduğu görülmektedir. Alkollü içkiler ile tütün mamullerinde ise vergi yükü yüzde 90 oranına yaklaşmıştır.

EPDK kararıyla, elektrik faturalarına 01.03.2011 - 01.03.2011 tarihleri arasında faturalarda açık biçimde belirtilerek alınan kayıp kaçak bedeli adı altındaki haksız tutarlar tüketicilerin yoğun mücadelesi sonucu yargı kararlarıyla haksız ve hukuksuz olduğu tespit edilerek geri alınmıştır.
Ancak Mart/2012 tarihinden itibaren kayıp kaçak bedeli adı altındaki haksız tutarlar yeniden elektrik tüketimi içine gizlenmiş olup, faturalardan bu şekilde tahsil edilmektedir.

Bu uygulama ile yansıtılan 9 kalem yükten ayrıca KDV alınması uygulaması da devam etmektedir. Evrensel Tüketici Haklarından tüketicilerin temel gereksinimlerinin karşılanması hakkı ile ekonomik çıkarlarının korunması hakkı ilkelerini de ortadan kaldıran haksız, yaşamın gerçeklerinden uzak keyfi ve haksız kazanç elde etmeye yönelik uygulamalar olarak devam etmektedir.
EPDK verilerine göre, ülke genelinde ortalama yüzde 17 oranında kayıp/kaçak olduğu, bu oranın yüzde 2 sinin elektrik şirketlerinden, yüzde 15 nin ise tüketicilerden alınmasının haksız uygulamanın boyutunu ortaya koyduğu gibi hukuksuzluğa atılan bir başka imza olmuştur.

3516 Sayılı kanun'da konuya ilişkin bu yönde bir düzenleme olmamasına karşın mekanik su sayacı yerine ön ödemeli kartlı su sayacı takılması uygulamada zorunlu hale getirilerek, tüketicinin seçme hakkı elinden alınmış olup, bir başka deyişle temel kamu hizmetini peşin ödemeye bağlamışlardır.
2012 yılında da, Tüketici yurttaşların kullanmadığı suyunun parasını önceden ödeme uygulamasına devam edilmiştir. Bu uygulama, Anayasal ve yasal kamu hizmeti anlayışına uymayan, ticari niteliği ağır basan yeni bir ilişki biçimi oluşturulmak istendiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Uygulamada yaşanan sorunların önüne geçilmesi ya da en azında bu sorunları en asgari düzeye indirecek çalışmalara ihtiyaç olduğu açıktır. Bu ihtiyaç idare tarafından tespit edilmesine karşın bu güne kadar önlemlerin geliştirilmesinde yol alınamamıştır.

Çözüme Yönelik Bir Kaç Öneri;
Dünyanın en iyi kanunlarını yapsanız da, kanunların uygulama sürecinde sorunlar yaşanması, ihlal ve istismarlar ortaya çıkması sorun üretecektir. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun ile tüketiciyi ilgilendiren diğer kanunların uygulama sürecinde ihlal ve istismarların yaşanmasına olanak tanınmaması ile sorunların ortadan kaldırılması ilgili kamu otoritesinin temel görevidir.
Bu gün ülkemizde tüketici hakları uygulamada tarihinin en geri noktasına getirilmiştir. Bu olumsuz sürecin sona erdirilmesi için 4 yıldır çalışmaları sürdürülen yeni Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun tasarı taslağı toplumsal ihtiyaçlara yanıt üretecek biçimde tüketici görüşlerine de yer verilerek yasalaşma süreci başlatılmalıdır.
Kanunun 17 yılı bulan uygulama sürecinde Anayasanın 172. maddesi ile TKHK nun amaç maddesi gereği, tüketici örgütlerinin gelişimine ve güçlendirilmesine yönelik adımlar zaman geçirmeden atılmalıdır.
TÜKETİCİ BAKANLIĞI kurulması süreci zaman geçirilmeden başlatılmalı, sürecin sağlıklı yürüyebilmesi içinde, Başbakana bağlı olacak “TÜKETİCİ MÜSTEŞARLIĞI” öncelikli olarak kurulmalıdır.
Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanundaki değişiklikler toplumsal ihtiyaçlara yanıt verecek şekilde çok hızlı bir şekilde hayata geçirilmelidir.



  • TÜKETİCİ ÖRGÜTLERİ FEDERASYONU
  • 23-24.01.2009 tarihinde Ankarada 2 gün süren çalışma programı
  • TBMM de grubu bulunan siyasi partilerin (CHP –MHP – DEHAP) grup başkan vekilleriyle görüşmeler
  • ADSL için sabit hat zorunluluğu artık YOK! Telekomünikasyon kuruluşları Rekabet Kurulu kararının gereğini yapmalıdırlar.
  • “SİCİL AFFI” UYGULANMIYOR Bankalar Tüketicileri Mağdur Etmeye Devam Ediyor!...
  • KRİZİN FATURASINI TÜKETİCİ ÖDEMEMELİDİR!..
  • Tüketici Örgütleri Federasyonunun (TÖF)ilk Genel Kurulu yapıldı.
  • “Ulaşım Hakkı, Tüketicilerin Temel Evrensel Haklarından Biridir.” Yapılan zamlar geri alınmalıdır.
  • GDO’ya HAYIR!... Konuyla ilgili yasa çalışmalarına derhal son verilmelidir.
  • Kanun, Kredi Kartı mağduru Tüketici Yurttaşın sorununa çözüm üretmiyor.
  • SU Haktır! SU Tüketicinin Temel İhtiyaçlarından Biridir!....
  • TÜKETİCİ ÖRGÜTLERİ FEDERASYONU (TÖF) olarak, Borçların yeniden Yapılandırılması Sürecine İlişkin Tüketici Yurttaşa Önerilerimiz!
  • ZAMLAR, ZULÜM'e DÖNÜŞTÜ
  • Tüketici Örgütleri Federasyonu (TÖF) Kredi Kartı borçlarının yeniden yapılandırılması başvuruları için son tarih 04 Eylül 2009
  • Elektriğe ZAM İNSAFSIZLIKTIR!...
  • TÜKETİCİ ÖRGÜTLERİ FEDERASYON’undan MERKEZ BANKASI’na Açık Mektup
  • TÖF: Sabit Ücret Haksız Kazançtır
  • BANKALAR BIRLIĞI ÖNÜNDE TÜKETİCİ MAĞDURİYETİNİN ÖYKÜSÜNÜ ANLATIYORUZ;
  • TÖF'ten Bankalar Birliğine Çağrı: Tüketicinin Mağduriyetini Belgeleriyle Kamuoyu önünde tartışalım
  • Bankalardan yeni bir haksız kazanç kapısı daha;
  • GDO'lu Ürünler Meşrulaştırılıyor
  • Milletvekillerine; GDO'ya karşı toplumsal çağrı
  • Kredi kartı faizi enflasyonun 10 katı
  • Tek kullanımlık şifreye ücret tepkisi
  • Zamlar, Zulme Dönüştü
  • Ortak ATM/BANKAMATİK işlemlerinden alınan ücretlere karşı dava açtık
  • Evlere şenlik düzenlemelerle, Tüketici Yurttaşın sorununa çözüm üretilemez
  • TÜKETİCİ ÖRGÜTLERİ FEDERASYONU OLARAK İSKİ’YE DAVA AÇTIK
  • Dikkat banka var!
  • TÖF: Hak Arama Süreci ve Yaşanan Sorunlar 2009 Raporunu açıkladı
  • GSM Firmalarını uyardık
  • Tüketiciye Uyarı: Kart aidatları için itirazda bulunun
  • 15 Mart Dünya Tüketiciler Günü Kutlandı
  • Banka Kredi Kartlarında tartışma bitmiyor
  • BDDK Kredi Kartında Yaşanan Sorunları Yeni Farketti
  • Bebek mamalarında büyük şüphe!
  • AYEDAŞ Hakkında SUÇ Duyurusu
  • TÖF'den tüketicilere kredi finansman uyarısı geldi
  • Kredi Kullanan Tüketici Yurttaşları Hak aramaya Çağırıyoruz!..
  • Bankaların maskesi bir kez daha düştü!...
  • BENZİN ZAMMI GERİ ÇEKİLMELİDİR.
  • Palyatif Düzenlemelerle Kredi Kartı Sorununa ÇÖZÜM Üretilemez
  • Sağlık Evrensel Temel Haktır YOK sayılamaz.
  • Tüketicileri yaşamı tehdit eden haksız, hukuksuz uygulamalara karşı SATIN ALMAMA gücünü kullanmaya çağırıyoruz.
  • 2010 Yılı Hak Arama Süreci ve Yaşanan Sorunlar Raporunu Açıkladık
  • SİYASİ PARTİLERDEN SEÇİM BİLDİRGELERİNDE TÜKETİCİ TALEPLERİNE YER VERMELERİNİ İSTEDİK.
  • BTK Başkanı, Baz istasyonları ve cep telefonları kanser yapmıyor
  • BDDK nın, Tüketici kredilerinde zorunlu karşılık oranının artırması sorun çözer mi?
  • Tüketici Örgütleri Federasyonunun (TÖF) olağan genel kurulu yapıldı.
  • Tüketiciler Tarım Bakanlığından Açıklama Bekliyor!..
  • Ne Yediğimizi Bilmek İstiyoruz!
  • Bankaları bir kez daha SUÇÜSTÜ yakaladık.
  • Dönem borcunun asgarî ödeme tutarı oranının artırılması kredi kartı sorununu büyütür.
  • Elektrik Zammı tüketiciyi Bir Kez Daha Çarpıyor!
  • Tüketici Örgütleri Federasyonu (TÖF) olarakHukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi Hakkında Tebliğin iptali için Danıştay da dava açtık!...
  • Tüketici Örgütleri Federasyonu açıklamasında kullanılan döviz kredilerinde, kur artışından kaynaklı oluşan risklere dikkat çekilerek giderek büyüyen soruna kalıcı çözüm üretilmesi istendi.
  • TÜKETİCİYİ ELEKTRİK FATURASI ÇARPIYOR!...
  • Kredi Kartlarının Tek Limit Uygulamasında KANUN UYGULANMALIDIR!
  • Hak Arama Sürecinde Yaşanan Sorunlar.TÜKETİCİ HAKLARI RAPORU-1
  • Hak Arama Sürecinde Yaşanan Sorunlar. BANKACILIK UYGULAMALARI RAPORU-2
  • Hak Arama Sürecinde Yaşanan Sorunlar. TELEKOMÜNİKASYON SEKTÖRÜ UYGULAMALARI RAPORU-3
  • Hak Arama Süreci ve Yaşanan Sorunlar. GIDA SEKTÖRÜ UYGULAMALARI RAPORU-4
  • Tüketici Kanununda yapılacak Değişklikler İhtiyaçlara yanıt verebilecek mi?;
  • Hak Arama Sürecinde Yaşanan Sorunlar.(2012 RAPOR)
  • Tüketicinin Hak Arama Süreci ve Yaşanan Sorunlar. RAPOR/2 2012 YILI BANKACILIK UYGULAMALARI
  • BDDK YÖNETMELİKLERİ BANKALARLA YAŞANAN SORUNLARI ÇÖZEMEZ
  • Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun Tasarısı Tüketicileri Bankalara Karşı Korumuyor!

  • Tüketiciye yönelik yasa dışı, yasaya ve hukuka aykırı uygulamalara son.
    Tüketiciye yönelik yasa dışı, yasaya ve hukuka aykırı uygulamalara karşı mücadele etmek gerektiğine dikkat çeken, TÖF'ün Genel Başkanı Fuat Engin açıklaması,

                 Devamı..

     
    TÜKETİCİ ÖRGÜTLERİ FEDERASYONU
    www.tofed.org
    E-Mail: tof@tofed.org
    Tel: +90 216 349 33 84

    Design by Telmar Network